31 Temmuz 2007 Salı

SELİN ÇAĞLAYAN'LA TARİFLER

HAZIRLAYAN:SELİN ÇAĞLAYAN


PEYNİRLİ & PATATESLİ ISLAK KEK

Herkese Merhaba! Ben Selin Çağlayan, bu güzel e-derginin ilk sayısında sizinle böyle bir paylaşımda bulunmaktan çok mutlu olduğumu öncelikle belirteyim...

Uzun süredir internet ortamında birçok okuyucuyla güzel paylaşımlarda bulunmak beni motive eden uğraşlardan birisi. Paylaşmak güzeldir ve keyif verir. Hem her konuda bilgi paylaşımı sağlar, hem de yeni ve güzel dostluklar için bir ortam yaratır. Günlük hayatımda da her zaman fikir alışverişinde bulunmaktan yana olduğumdan, normal şartlarda ulaşmamızın zor olduğu birçok arkadaşımızla iletişim halinde olmak için internetin çok güzel bir yol olduğunu düşünüyorum. İşte burada da sizlerle olmamın sebebi, sitemi düzenli olarak takip eden ve bu derginin yaratıcılarından biri olan sevgili Zerrin’in önerisiydi. Kendisini ve Esra’yı böyle güzel bir paylaşımda bulunduğu için tebrik ediyor ve beni de bu ilk sayıya ortak ettiği için teşekkür ediyorum.

Ben hiçbir zaman birşeyler yazarken ne hakkında yazacağımı bilerek başlayamıyorum. Aynı zamanda konunun nerelere gideceğini ve nasıl son bulacağını da. Sanırım bu biraz da yazmayı hayatım olarak görmemden kaynaklanıyor. Hayatta da bir sonraki dakikada ne yaşayacağımızı biliyor muyuz sanki? Eh, işte ben yazarken de bir sonraki satırda neden bahsedeceğim hiç belli olmaz. Konuşurken de sesli düşünürüm ben, aklıma birşey geldiği zaman o an bahsettiğimiz konu ne olursa olsun alakasız bir yerde alakasız birşey hakkında fikir yürütmeye başlayabiliyorum. Yazarken de bir şekilde kendi kendime konuştuğumu düşünürsek, burada da aynı şeyleri yapabilirim, baştan haberiniz olsun. J

Seviyorum ben yazmayı... Siz de okumayı seviyorsanız herşey yolunda. Tanıştığımıza memnun oldum arkadaşlar!

Şimdi size kısaca kendimden bahsedeyim de, “Selin Çağlayan da kim?” demeyin. J

Selin Çağlayan, 26 Eylül 1979 İzmir doğumlu. Orta öğrenimini İzmir Türk Koleji’nde tamamladıktan sonra ailesiyle birlikte İstanbul’a taşınarak İstek Vakfı Florya Bilge Kağan Lisesi’nden mezun olduktan sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Amerikan Kültürü ve Edebiyatı okudu.

İş hayatına lise yıllarında henüz öğrenciyken başlayan Selin Çağlayan, Turizm sektöründe uzun yıllar başta misafir ilişkileri olmak üzere birçok farklı görevde çalıştıktan sonra şu an özel bir şirketin Halkla İlişkiler Departmanı’ndan sorumlu olarak görev yapıyor.

Kendini yaşamı boyunca iş hayatına adamayı planlamasına ve genel olarak kendi kendini mutlu edebilen bir yapıya sahip olduğunu düşünmesine rağmen, 5 Ağustos 2005 tarihinde aniden plansız programsız evlenerek mutluluğun paylaşıldıkça daha da artabileceğine inanmaya başladı. Bundan sonraki planları, hayatında olmazsa olmaz olan iki şeyin tadını çıkararak yaşamak. İşi ve eşi...

Tabii bunların yanısıra yapmaktan zevk aldığı şeyler de var herkesin olduğu gibi. Yaratıcı bir kişiliğe sahip olduğu için resim yapmaktan, ne konuda olursa olsun duygu ve düşüncelerini ifade eden yazılar yazmaktan ve ortaya yeni ve özgün birşeyler çıkarabileceği her türlü uğraştan keyif alıyor. Bunların en başında da mutfak geliyor!

Çoğu zaman vakit bulamasa da, her fırsatta mutfağa girip “doğaçlama” yemekler hazırlamaktan çok büyük mutluluk duyuyor. Evlenmeden önce yemek yapmaya hep ilgi duyduysa da, mutfaktaki tek tecrübesinin dibi tutan pilavlar ve yanmış kurabiyeler olduğunu düşünürsek, evliliğin insanın hayatında çok (!) şeyi değiştirebildiğini savunuyor. Nedeni de oldukça basit.. Selin’e göre insan sevdiği kişi için birşeyler yapmaya çalışırsa, ve yapılan şey her ne olursa olsun “sevgiyle” ve gerçekten isteyerek yapılırsa, sonuç inanılmaz oluyor. Bunun için üstün yeteneklere ya da yıllarını mutfağa adamış olmaya gerek yok, öyle değil mi? Biraz yaratıcılık ve cesaret yeterli.

Selin Çağlayan, kendisini daha yakından tanımak isteyen herkesi http://www.selincaglayan.com/ adresindeki sanal mutfağına davet ediyor! Bu adreste sanal paylaşımları gerçek dostluklara dönüştürmeye başardığını düşünen Selin, uzun yıllar bu güzel paylaşımların sürmesi dileğiyle tüm okuyucularına bir kez daha teşekkür ediyor!

Sizlerle paylaştığım tarifleri beğeneceğinizi umuyor, sevgilerimi gönderiyorum.

Selin Çağlayan.

PEYNİRLİ & PATATESLİ ISLAK KEK


MALZEMELER:

· 10 tepeleme yemek kaşığı un
· 1 paket kabartma tozu
· 1 tutam tuz
· 125 gram (yarım paket) oda sıcaklığında tereyağı ya da margarin
· 250 gr. rendelenmiş beyaz peynir
· 1 çay bardağı kaşar peyniri rendesi
· 2 orta boy patates
· 3 tepeleme yemek kaşığı yoğurt
· 2-3 sap ince kıyılmış taze soğan
· 3-4 dal ince kıyılmış maydonoz
· 2 yemek kaşığı zeytinyağı
· 1/2 kutu (100 ml.) hazır krema
· 1 yumurta
· Tuz, karabiber

YAPILIŞI:
· Unu ve kabartma tozunu bir kaba alıp üzerine küçük parçalara ayırdığınız tereyağını ekleyip elinizle mıncıklayarak galeta unu kıvamına getirin.
· Un ve tereyağı karışımına yoğurdu ve tuzu ilave ederek hamur olana kadar yoğurun. Rendelenmiş beyaz peynir ve kaşar peynirini ilave edip tekrar yoğurun.
· Patatesleri soyup rendeleyin. Bir tavada zeytinyağını kızdırıp rendelenmiş patates ve ince kıyılmış taze soğanları iyice yumuşayana kadar kavurun. Tuz ve karabiber ekleyin. Kavrulduktan sonra ateşi kapatıp kıyılmış maydonozları ilave ederek karıştırın.
· Peynirli hamura patatesli karışımı ilave edip tekrar yoğurun.
· Hafif yağlanmış bir tart kalıbına ya da borcama hamuru elinizle bastırarak döşeyin.
· Bir kapta hazır krema ve yumurtayı tel çırpıcı ile çırpın, tuz ve karabiber ekleyin. Bu karışımı kalıptaki hamurun üzerine döküp önceden ısıtılmış 170 dereceli fırında 45 dakika kadar üzeri kızaana dek pişirin.
· Dilimleyerek sıcak ya da ılık servis yapın. İsterseniz üzerine çırpılmış hazır krema dökerek servis yapabilirsiniz. Çok güzel olur.


*********************************************************************************

ZEYTİNLİ FOCCACIA




ZEYTİNLİ FOCCACIA

Malzemeler:
500 gr. un (4 su bardağı, 125 x 4 gr.)
1/2 küp yaş maya (25 gr. kadar) İsterseniz yaş maya yerine 1 çorba kaşığı kuru toz maya da kullanabilirsiniz.
1 silme tatlı kaşığı tuz
450 ml. ılık su (1 su bardağı + 1 su bardağından biraz eksik)
1 tatlı kaşığı sarımsak tozu
50 ml. zeytinyağı (1 kahve fincanı)
1 tatlı kaşığı kekik
1 tatlı kaşığı nane
50 gr. bal (2 dolu yemek kaşığı)
100 gr. çekirdeksiz dilimlenmiş siyah zeytin
Sarımsak sosu için:
5-6 diş ezilmiş sarımsak
1 kahve fincanı zeytinyağı (sosta bence sızma kullanın)
1/2 demet maydonoz (ince kıyılmış)
Sosu hazırlamak için bütün sos malzemelerini el blenderında ya da robotta karıştırın.
Yapılışı:
Yaş mayayı ılık suda eritin.
Unu eleyerek yoğurma kabına alın. Tuz, sarımsak tozu, kekik ve naneyi ilave edip elinizle karıştırın, ortasını havuz gibi açın.
Zeytinyağı, bal ve mayalı suyu ilave ederek elinizle cıvık bir hamur elde edene kadar yoğurun. Hamur elinize yapışan, koyu bir kek hamuru kıvamında olmalıdır. Fazladan un eklemeyin. Dilerseniz tahta kaşıkla ya da mikserinizin hamur yoğurma aparatıyla da karıştırabilirsiniz.
Zeytinleri de ilave edip tahta kaşıkla karıştırın.
Hamuru yağlanmış çok derin ve büyük olmayan dikdörtgen bir kek kalıbına ya da bizim kursta yaptığımız gibi alüminyum fırın kaplarına paylaştırarak mayalanıp kabarması için 30-40 dakika bekletin.
Önceden ısıttığınız 220 derecedeki fırında 20-25 dakika pişirin. Fırından çıkınca sıcakken üzerlerine fırçayla az miktar zeytinyağı sürün.
Hafif ılındıktan sonra kalıplarından çıkarıp ılık ya da soğuk servis yapın.
Not: İsteğe bağlı olarak yukarıda tarifini verdiğim sarımsak sosunu dip sos olarak birlikte servis yapabilirsiniz. İnanılmaz lezzetli bir ikili oluşturuyorlar


**********************************************************************************


TATLI KURU PASTA



TATLI KURU PASTA
Malzemeler
1 su bardağından bir parmak kadar eksik tozşeker
2 yumurta
4 yemek kaşığı margarin ya da tereyağı (yaklaşık 150 gr., oda sıcaklığında)
2 su bardağı un
1 paket vanilya
Arasına sürmek için (çikolata sosu -Tarifi aldığım sitede, marmelat kullanılmıştı ama ben çikolatalı yapmak istedim.)
1 paket bitter çikolata (80 gr.)
50 gr tereyağı
Süslemek için
Arzuya göre hindistan cevizi, fındık, ceviz ya da antep fıstığı tozu
Yapılışı
Öncelikle çikolata sosunu hazırlayın ki, kurabiyeleri hazırlarken hafif soğuyarak koyulaşsın. Bunun için tereyağını eritin ve yağ sıcak haldeyken minik parçalara ayırdığınız bitter çikolatayı tereyağının içinde bulunduğu kaba ekleyin. Çikolatalar eriyene ve karışım yoğun bir sos kıvamı alana kadar kaşıkla ezerek karıştırın. (Bu sosu birçok tatlınızda kullanabilirsiniz. Miktarını her 80 gr. çikolata için 50 gr. erimiş tereyağı kullanarak arttırabilirsiniz. Soğudukça hafif katılaşan çok lezzetli bir sos oluyor.)
Hamur için toz şeker, küçük parçalara ayırdığınız oda sıcaklığındaki margarin ve 2 yumurtayı bir kaba alarak mikserle yoğun bir krema kıvamı alana kadar çırpın.
Başka bir kapta unu vanilya ile karıştırın.
Vanilyalı unu, yumurtalı karışıma ekleyerek çok yumuşak ve ele yapışan, cıvık (!) bir hamur elde edin.
Fırınınızı 160 dereceye ayarlayın.
Hazırladığınız hamurumsu maddeyi bir krema sıkma torbası ya da aparatı yardımıyla yağlanmış tepsiye belli aralıklarda ve dilediğiniz büyüklükte sıkarak yerleştirin. (Ben minik yapmayı tercih ettim, bir de yıldız şeklindeki ucu kullandım bu görünümü elde etmek için.)
Önceden ısıttığınız fırında yaklaşık 10-15 dakika kadar, kızarıp sertleşmeden üzeri beyaz kalacak şekilde kurabiyeleri pişirin. Çok pişirirseniz sert olur ve güzel olmaz.
Kurabiyeler soğuyunca, iç yüzeylerini hazırladığınız çikolata sosuna batırın ve hindistan cevizine bulayın. Başka bir kurabiye ile yapıştırarak sandviç görünümü verin. İşte bu kadar.



2 yorum:

inciceylan dedi ki...

Sevgili Selin Çağlayan,tarifleriniz ve yazı üslubunuz çok hoşuma gidiyor.Çok sevgili arkadaşlarım Zerrin ve Esra'nın, bizler için örnek olacak çalışmasına katkıda bulunmanız bizleri mutlu etti:)Sizlerle birlikte yeni damak tadlarında buluşmak dileğiyle...

Adsız dedi ki...

öncelikle derginizin hayırlı olması dileğiyle diyerek ben bugün sizin pastane kurabiyenizi denedim,tadı çok hoştu ancak hepsi yayıldı tırtıl şekli yokoldu,neden acaba.Buraya cevap yazarsanız sevinirim.Güzel günler